30 Temmuz 2006

sev(iş)mek hep biraz ............

sonsuzluğun içindeyken sessizliği düşünürmüş hep, sebepsizliği birde..ama niye, neden, hiç bilmeden dönermiş etrafında ışığın yorgun bir pervane gibi..hep döne döne..hep yana yana..onsekizinde, uzakta..son bir çırpınmayla günebakan gibi güneşe dönmek istermiş yüzünü..ateşböceği olmak istermiş, kıçını aydınlatmaktan aciz..bir siyah-beyaz fotoğrafta kalmış çocuksu gülmeleri..
cuma'nın gelmesini beklermiş her cuma günü içindeki zehiri boşaltabilmek için belkide..bacakarasından dökülürken kelimeler parmak uçlarında pıhtılaşmış akıntısı..dudaklarında hafif bir tebessüm gibi kalmış damla damla terinin tuzu..bembeyaz bakir kar örtüsü masmavi bir okyanus olmuş ayaklarının altında hiç farkettirmeden..kokusu, tadı başkalaşmış kozasından yeni çıkmış bir kelebek gibi..

24 Temmuz 2006

gebeşlik zamanı...

saklı göle gidelim dedik hazır buralara kadar gelmişken..şööle deli bi kahvaltı yapalım..hamaklarda sallanalım..yayılalım..gebeşliğin de gebeşliğini yapalım..bro, dere üstü hamak keyfinde bir numaraydı walla..egerotti medyadan kaçtı hep (neyse kolunun bi kısmı çıkmış yine)..çok güzeldi bu hafta çok..benim bu aralar özellikle yalnız kalmamam gerek bunu iyice anladım..egerottiyle maceralara atıliim ben biraz daha..biraz da serin sulara dalalım bakalım nolcek..


A.T.D.T.


aksaz turistik dinlenme tesislerine gittik egerottiyle..
fiyatlar çok uygun bildiiniz gibi..
o kadar yiyip içiosun..süper..
bizde tabi abartıp etinden butundan sütünden faydalandık yani..
bu arada muza binip de koy turu yapan tek ekip bizizdir herhalde..
tabi komutanım hemen komutanım..ee faydalandık yani..
tavsiye ederim dicem ama bilemiorum yani..o gün ordaki tek sivil bizdik galiba :)

boyoz yumurta veeeee çilekli süt...


bi baktım arabanın üstünde boyoz yumurta ve çilekli süt(!) nassı ya dedim.. bi de tweety falan yani.. toplaşın bakiim.. ben de bi kumru aliim önce acısızından.. boyozcu ibomuzsun sen bizim yaa.. süpersin.. herkes çok güzelmiş yaa.. çilekli süt yaaa.. delirdim ben neşeden.. cidden o gece neşeden delirdim ben.. hatırlıyorum o kısımları.. laf atmalar falan.. neden ya o sokağa gelince niye oluyo bunlar bana.. birini sıkıştırdım mı o sokakta kimse engel olamıo bana.. çok eğleniyorum ama.. neşeden delirdim ben o gece.. bi de çilekli süt yani...

egerotti ve ben...


bu hafta egerottiyle birlikteydim.. 7 x 24 şeklindeydik..
çok eğlendik.. güldük.. gezdik.. tozduk..
tozuttuk da..
gökkuşaklarının peşinden koştuk..gölgelerin ardına saklandık..







p.s:kasabanın nadide parkının nadide taşları ve havuzun fiskıyesi olurlar kendileri..ne biliim bunu da eklemek istedim antiparantez ama vazgeçip alta yaziim dedim...

17 Temmuz 2006

pencere...

küçücük penceresinden evinin kırmızı damarlar seçilebiliyordu..oraya kadar gidebiliyordu..durup dinlenmeden..kan ter içinde kalmadan..kıvrımlar içinde kayboluyordu..ama labirent gibi de değildi..biliyordu gideceği yeri..ama bilmemezliğe geliyordu..kaybolmanın nasıl birşey olduğunu tekrar hatırlamak istiyordu çünkü..
altı yaşındaydı..şehre geleli ve okula başlayalı bir hafta olmuştu..çok karmaşıktı yollar..caddeler çok daha büyüktü..hiç birşey tanıdık değildi..havası farklıydı bir kere buranın..gökyüzü daha maviydi güneş daha sarıydı sanki..çok güzeldi onun için burası ama çok da büyüktü..devasaydı..ve birgün okuldan kendi dönmek istedi..tekbaşına..okula gidiyordu artık..büyümüştü..bir haftadan beri okula giden ve gelen yolları biliyordu..hergün o yollardan geçiyordu..her geliş gidişinde okulun karşısındaki kocaman park dikkatini çekiyordu..biraz ilerde yol ayrımı vardı ve köşedeki kocaman postane binası..ne büyüktü orası öyle..sonra küçücük bi alan vardı ortasında büyük saksıların içinde büyük çiçeklerin bulunduğu..üstünde de üzümlerin artık çürümeye yüz tuttuğu asmadan bir çardak..altında da etraftaki dükkanların sahipleri, çalışanları, çıraklar, ustalar, yoldan geçenler, esnafı ziyarete gelenler..kimisi sandalyesine ters oturmuş, kimisi kıç yarısı hasır taburesine, kimisi de beton saksının kenarına ilişivermiş muhabbetin hatırına..çümbüş..ellerinde sigara yanlarında çayları..çaycının gümüş tepsisi parıldamakta..daha da böyle devam etmekteydi yol..köşedeki nefis kokulu köfteciye kadar..ordan sonrası çok daha kolaydı zaten..birazcık ilerledimi dönecekti hemen sola..sokağın başında bulacaktı kendini..korkacak da birşey yoktu ki..tam bir haftadır gelip gidiyordu okula abisi eşliğinde..aynı yolu yürümüyorlar mıydı..şimdi de tek başına yürüyecekti..ne vardı bunda..
taktı çantasını omuzuna ve daldı koridordaki akan yoğunluğa..birazdan sokağa çıkacaktı kurtulacaktı bu sıkıcı kalabalıktan..işte karşıda koca bir park..bak ilk ekmek parçasına rastladık bile..şimdi sırada var mavi beyaz postane..ama o da ne..doğru ya bugün pazar vardı bu sokaklarda..geldik yol ayrımına..ama hangi yöne..postanede görünmüyor..soldandı galiba..nasıl olsa görünür birazdan o kocaman mavi beyaz bina..yok, yok, yok..çok kalabalık..hiç birşey tanıdık değil..nerde çardaklı alan..amcalar nerde oturan..her yer daha da kırmızılaşan meyve sebze..küçücük kaldım bu koskoca şehirde..sokaklar daha da mı büyüdü ne..peki ya bu amcalar teyzelerin hali ne..niye öyle kan ter içinde, evimi bulamıyorum, anneeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee..........
ilkokulda kaybolduğu günü hatırladı birden..ama yaşadığı korkuyu hatırlayamıyordu..zorladı, zorladı ama olmadı..bi sigara daha yaktı..bi yudum aldı şaraptan..tekrar daha da ayrıntılarıyla düşünmeye başladı o günü..hatırlamalıydı..kaybolmak nasıldı..kaybolmalıydı..nasıl olmalıydı..nasıl kaybolmalıydı.........

13 Temmuz 2006

sandoz misali..




suda eriyen ilaçlar gibi.. bardağın dibine ulaşmamalı.. ulaşana kadar çözülmeli.. karışmalı.. yavaş yavaş.. dibe birşey kalmamalı.. ve çözülürken, her hava kabarcığı gibi, yoğun bir sıvı içinde yüzeye çıkarken aldığı şekle bürünmeli.. sessizce üzerinden atmalı yoğunluğu.. yorgunluğu.. bunalmışlığı.. belkide yanlızlığı..

2 Temmuz 2006

istekli gökyüzü

Bağlanamıyordu bir türlü..kopuk kopuktu..düşüyordu durmadan..unutmamasını istiyordu..deniyordu..dayanamıyordu..usulca uykuya daldı..rüyalarında düşledi..istedi..gün aydı..uyandı..sakin ve tembeldi..şarabıyla dinlendi..yoğun bir haftaydı..öptü..öpüldü..öpüştü..bekledi..görünmedi..sinir oldu..kapattı..tekrar denedi..bekledi..yok, olmadı..uzun olmasını diledi..yarına umut etti..geceleri bekledi..uyumadı..yazdı her şeyi..sakindi..rakı eşliğinde süperdi..uyumamıştı..çok güzeldi..rüyaya daldı..öpücüğünü aradı..bunu çok sevdi..dilediği yeri düşündü..çok tatlıydı galiba..bilmiyordu..içinden geldi..geldiği zaman da görmeliydi..umuyordu..ihtimal hiç yoktu..niye böyle yapıyordu..ya alışırsa’yı düşünüyordu..ilgisiz olmalıydı..hayata devam etmeliydi..uçmalı mıydı..uç böyle miydi..e, bu neydi..bırak akıp gitseydi..gökyüzü maviydi..deniz daha da maviydi..bütün günün böyle geçseydi..çok sıcaktı çookkk..bir şeyler çaldı gitarda..duymuştu..pencere açıktı..bilmiyordu nasıldı..böyle olamazdı..gelsen..dinlesem..kokunu duysam..gülümsemeni..uyumanı seyretsem..doğaçlamaydı..akşamın daha güzeldi..asla sensiz dinlenemeyecekti..daha da süperdi..sensiz değildi..sebepsiz değildi..sessiz değildi..gereksizdi..!!!!!!!!bulaşıkları yıkadı..1 günde yeterdi..dolu dolu muhabbetti..çok görmek istedi..çok zordu..kalimeroya özendi..çok zordu çok..hep bir bilinmezlik..olmazsa olmazıydı..hep ve sadece masallardı..özür diledi..çıkmıyordu..güzel bir özürdü..lütfendi..takılmamalıydı..olursaydı..öpücüklere boğuldu..hala duruyor muydu..tazeleri yollandı..hissedemedi..unutulmuş muydu..uzaktan etkilenmedi..şaraplar içildi..ilgilenip çevirdi..kendini kandırdı..fena koptu..bebek gibi olmuştu..gece ilerledi..ne olacaktı bilinmezdi..bana ne benimdi senindi onundu..kana karıştı..daha çabuk yayıldı..sol taraf felç oldu..kıvrımlar daraldı..krizler arttı..denge bozuldu..nasıl da zehirlendi..yaşlanıyordu..fark ediyordu..sıkıcı ve yavanlaşıyordu..hafifletiyordu..karşılıksızdı..bunalmıştı yalnızlığından..işi olamazdı artık..uzun zaman önce almıştı alacağını..kalmamıştı geriye bir şey..mantık balçıktı..hala gibi miydi..az kalmıştı..