4 Aralık 2010

kaşıntı..

Daha çok erken

Gitmişken bekle biraz

Yeşil sarıya, sarı beyaza dönerken

Dönüp dönüp bakarken

Geriye doğru uçarken

Ciğerlerini delip geçen kokuyu bekle

26 Eylül 2010

uyku..biraz uyku..

saat gecenin ikisi, uykun kaçmış uyuyamamışsın..belki bir kavaklıdere sana eşlik eder diye düşünürsün, yavaşça sokulursun koynuna..bir, iki, üç mü bilinmez..saat beş kırk..gökyüzü artık beyaz mı yoksa mavi mi olsam diye karar vermekte kararsız..dinlenilen şarkılar..kelimelere dökülmüş yaşanmışlıklar ve düşünceler..kadehin kenarında biriken tortular..hani derler ya şarap rengi olsun..aynen öyle..burda acı bir kahkaha belki de..altı on, var mı peki bir çare..dikkat ettin mi hiç hep iki nokta..peki bu cümleler niye böyle diye düşünürken doldurulan kadehler asıl niye böyle..bu arada bir adem vardı ya güldürdü yine..güldürdün madem söyler misin bana sabah oldu nasıl uyuyacağım ben..neyse saat yediyi geçti..her ne kadar sayılarla aram kelimelerden daha iyi olsa da abartmamak gerek sanırım..son olarak iyi geceler daha doğrusu iyi sabahlar dilemekte son yudumu alırken bedene, nokta nokta sonrasında vesaire..

23 Mart 2010

nolcek benim bu halim..


koca bir antep fıstığı tabağını, antep fıstığı kabukları diye sobaya atar mı bir insan hiç bakmadan..

atar..

an itibariylen gitti çerezlerim, gitti mezem, vay vay..

ne yicem ben şimdi fotka pordıkılımın yanında..

neyse bu olay aylar evvel olan bir olayın tekerrürü ama aylar evvel çöpe giden çok daha kıymetliydi..
ah kafam ah..nasıl attım ben onu çöpe..aklıma geldikçe "kahrolma emi!!"

28 Şubat 2010

ben de test çözdüm bugün..

mathy'ye uğradım biraz önce bir kahve içmek için elimde koca bir paket marshmallowlarla..bir de hayırlı olsun için..o erdi muradına..darısı benim başıma artık..

baktım harıl harıl bir test çözüyor..bir de ben deniyim dedim :

KEŞKEYLE BARIŞIK OLACAKSINIZ

Sizde herkes kadar keşke diyeceksiniz hayatta. Ama keşke demekten çok gocunmayacaksınız. Çünkü keşke sözcüğünün bir tür öğrenme belirtisi olduğunu biliyorsunuz. Dile getirdiğiniz “keşke”ler size acı vermeyecek. Belki biraz hüzün… Her keşke tecrübe hanenize yazılacak. Listeler yapacak kadar ciddiye almasanız da, küçük bir bohçada biriktireceksiniz onları. Sizin hikayenizde tek bir kayıp an olmayacak. Aksine zamanın getirdikleri, yani aslında kendi iradenizle yaptığınız her şey, iyisiyle kötüsüyle hep aynı deftere kaydedilecek.

26 Şubat 2010

24 Şubat 2010

şöyle uzatalım ayakları doğuya doğru..


yine bir j. d. salinger bitti ve ben yine bir tuhaf oldum..j.d. salinger'in bendeki etkisi "tuhaf" ama bu "tuhaf"ı nasıl anlatabilirim hiç bilmiyorum..en azından olumsuz bir his ya da etki değil onu söyleyebilirim, aksine kendimi acayip hafiflemiş hissediyorum..sadece bittiği için biraz hüzün mevcut..belki şöyle de tarif edebilirim; yolda hızla giderken kasislerden geçmek gibi..ya da geçen sene belki daha da önce izlediğim ve izini kaybettiğim anime gibi..izledikten sonra ismi ve cismiyle ilgili herhangi bir not almadığım için sadece seyrettiğimle kaldım ve zaman zaman animeden gözümün önüne gelen görüntü ve ufak tefek bilgiler ışığı doğrultusunda geçen aylardan birinde filmin adını sanını bulabildim..biraz geç oldu ama ne demişler geç olsun güç olmasın..

TEKKONKINKREET...

kuro(black) ve shiro(white), "hazine şehri"nde yaşayan iki öksüz çocuktur.."kediler" olarak bilinen bu iki çocuk, yabancı girişimcilerin ortaya çıkması ve "hazine şehri"ni yıkıp yerine bir eğlence parkı kurmak istemeleri sonucunda şimdiye kadarki en büyük rakipleri ve yakuzalarla karşı karşıya kalır. Artık şehrin kaderi yıkıcı olan kuro ve nazik olan shiro’nun, kuro’yu kendi karanlık doğasından korumasına ve kurtarmasına kalmıştır.

Taiyō Matsumoto’nun "Tekkon Kinkurito" nun mangasından uyarlanan, Studio 4°C ve Japonya’da yaşayan ve çalışan Michael Arias’ın direktörlüğünde gerçekleşmiş.

kısacası, fazla lafa gerek yok..

salinger sonrası tekkonkinkreet ve dumanı üstünde, mis gibi sumatra..

17 Ocak 2010

little drop of poison..

aradan on altı gün geçti ama hala taze..süper bir yılbaşı ve ertesiydi..
şarap eşliğinde sevilen dostlar, bol müzik.. belki birkaçı eksik ama süper..
sonrasında bol müzik devam..
bir film izleyelim derken oldu üç film..
afterwards..ıssız adam ve..avatar..
pazar sabahı saat 4 civarı eve girmek..sinema çıkışı..
avatar 3D..şimdilik 3D..
çok feci bir iki gündü..hatırladıkça feci oluyor insan..
geriye kaldı beş gün..altı gün mü yoksa..altın gün galiba..
bu yazıya uygun bir fotoğraf nasıl bulunur..şimdilik asıl sorunum bu..
aslında bulunur da bulacak kafa nerde..uçtu gitti..
şarap güzel..ben güzelim..televizyonda sesi kapalı bir okan ve adı aklıma gelmeyen dansöz..tanyeli desem değil..diğeri..gugıla başvuralım..neydi neydi neydi..evet buldum asena..niye gerekliyse bu kadar bu hatunun ismi..kafam güzel mazeretim bu..
bir de her nöbette bir vukuat..niye benim nöbetlerime denk gelir hiç anlamam.hemen hemen her tutanağın altında imzam..çok sıkıldım burdan..ama bir o kadar da eğlenceli..güldüğüm çok şey var..bazen de acıdığım..acımak eyleminden pek hoşlannmıyorum ama şu an sanırım duygularımı en iyi ifade eden kelime bu..
çünkü birşey yapamıyor olmak çok sinir bozucu..aslında birşey yapamıyor da değilim, değiliz..onlarla beraber o kadar çaba sarfetmemize, emek vermemize rağmen hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilmek..asıl yıkıcı olan bu..en azından birkaçının hayatını değiştirmek isterdim..onlar için bu gidişata bir dur demek..
ama o kadar gururlular ki..hediyeyi bile karşılıksız almak istemiyorlar..birkaçı tabi..çocuklarım..onları seviyorum galiba..hem de hiçbirini ayırt etmeden..tembeli, çalışkanı, sümüklüsü..çok komikler, çok..bildiğiniz gibi değil..bir gün gelin tanıştırayım sizleri de onlarla..tavşanımla, kibarımla, fırlamalarımla..
ama şimdi biraz ara..müzik başlasın yeniden..