7 Temmuz 2007



bu iki deliyleydik geçen gün..dayı togi (biraz ayı yogi gibi oldu ama lütfen gereksiz muhabbetlere girmeyelim) ve cancan'la..ikisi de görmeyeli büyümüşler..serpilmişler..özlemişim bi de..
aslında şunun için yazmak istedim ben bu yazıyı:
fotodan bir gece öncesi süperdi..beni çok güldürdün, ertesi gün ağzım ağrıdı valla..
pnar çabuk aramıza..senle acil takılıp kaynatmamız lazım kazanı..
teşekkürler gözetenim gözgözüm..süper adamsın valla ne diyim..ankara'ya gitcem ya, uğrarım yanına bi ara..beni yolcu etceniz zati..şşşştt ;)

teşekkürler kısaca..seviyorum yani..

5 Temmuz 2007

yarasın yarasın bırakın kanam yarasın..



biraz önce küçük kızın dizleri parçalandı..
kalbinin her atışını duyduğu dizlerinden, sızısı yavaş yavaş bileklerine doğru akan ince kırmızı bir yol olmuştu..
hiçbir şey yapamıyordu yukarıdan öylece dizlerine bakmaktan başka..
yanağından süzülüp yerçekimine kendini bırakmaya hazırlanan, sanki düşse yüreğinin ateşini söndürebilecekmiş gibi hızlanan o bir damla gözyaşını elinin tersiyle hafif bir iç çekmenin eşliğinde sildi..
dizlerinin üstündeki o iki kocaman yaraya bakarken ne zaman iyileşecekler diye düşündü..
öyle kötüydü ki yaranın bulunduğu yer, tam iyileşti derken tekrar yenilenecekti..
oluşan kabukların arasındaki çatlaklardan yine ince ince kan sızacaktı, hem de daha can yakıcı biçimde..
bazen kabukları kendi koparmaya çalışacak ama yine ufacık bir yerden kocaman bir acıyla kan toplanacaktı derinden..
bazen de yarayı korumak için sargılayan eller yakacaktı canını, içini; sargıyı çıkarırken, yarayı temizlemek isterken..
yara böyle her harekette, her müdahalede yenilenecek miydi?
kabuklar yavaş yavaş dökülmeye başlarken yenileri mi oluşacaktı?
dizlerinde ona bu anı hatırlatacak izler kalacak mıydı?
ya da bu izleri göstererek hatırlatacak mıydı biri?

2 Temmuz 2007

kapa gözlerini, öyle bak..





sessizce, usul usul akıyor zaman..hiç acelem yokmuş gibi görünsem de telaşım gecenin ayazında ayaklarımı ısıtıyor..ayın ışığı sayfalara dökülen kelimelere yoldaş oluyor kırk yıllık dostu gibi..kaynağından doludizgin boşanan sular, sabrını damla damla akıtıp hayat veriyor salkım salkım..uzakların rüzgarıyla her gece fısıldıyor şarkısını..leylak kokusu eşliğinde..şarabının sarhoşluğuyla..ardında buruk bir tadla..