25 Eylül 2006

...bir...

bir başlangıç mıydı bu tekrardan yoksa bitiş miydi, yeniden bi "son defa" mıydı.. karar veremiyordu.. gitmeli miydi hemen yoksa daha da uzatmalı mıydı.. bildiği bir tek şey vardı: bitmesindi.. hep bunun için değil miydi çabası..
yanlızlığıyla olan birlikteliği.. daha ne kadar vardı.. ne kadar kalmıştı.. keyifle karışık bir iç geçirmeyle uzanıp yaktı kibriti.. gül renginden bozma bardağı aldı eline ardından.. karşısında hiç bilmediği, tanımadığı biri oturuyordu yine.. ne zaman tanıyacaktı, ne zaman bilecekti artık huyunu suyunu..
yine mutfağa gitmesi gerektiğini farketti.. yavaşça kalkıp buzdolabına yöneldi.. eline ilk gelen şişeden bardağını doldurdu.. bu hafiflik hep hoşuna gidiyordu.. keşke hep böyle olsa diye geçirdi içinden.. derken gözü masanın tam onarılamamış ayağına takıldı.. ve bi kahkaha patlattı en içinden gelen.. o gece de en içlerinden gelmişti herşey, en içlerine kadar işlemişti.. en yükseklerdeyken birden en yerde buluvermişlerdi kendilerini..
koltuğa oturduğunda bu küçücük evin ne kadar büyüdüğünü ne kadar büyüttüğünü düşündü.. hep düşünüyordu.. bu evde hiç böylesine düşünmezdiki o.. konuşurdu, konuştururdu.. monologlar, diyaloglar, kahkahalar, hıçkırıklar, kavgalar, sevişmeler.. şimdiyse hep susuyordu.. oysa ne çok söyleyecek sözü vardı.. tek kelime bile etmemişti.. durmadan içiyordu sadece.. rahatlayabilmek için.. bir bardak, bir bardak daha.. bu duvarlar hiç böylesine gözünü korkutmamış, rahatsız etmemişti onu.. şimdi değişen neydi.. aradan geçen zaman mı..
böyle olmamalıydı.. böyle hayal etmemişti o telefonu kapattıktan sonra..

12 Eylül 2006

yeter.................



bavulumu topladım gidiyorum artık.. uzatmaya gerek yok......
anlamsız cümleler kurmaya çalışarak sözcükleri yormamalıyım.. kahverengi fondaki beyaz çizgilerin kapalı olmasından yoruldum artık.. bir yerlere yürüyerek ulaşmak istiyorum.. geceleri bacaklarıma giren kramplardan bıktım.. sabahları ağzım kupkuru mutfağa koşmak gereksiz.. bütün vücudum alçıyla kaplıymış gibi dolaşmaktan bunaldım.. her tarafımı kaşındırıyor.. bu kadar yeter.. artık unutmayı öğrenmeliyim..bavulumu aldım elime.. ağzımın içine yayılan o hoş tadı düşünerek,
gidiyorum...........

3 Eylül 2006

buluşma...

bu tanıdık kokuyu özlemişti.. bütün vücudunun her santimi sarmalanırken derinlerdeki görüntüler su yüzüne çıkıverdi.. o odayı görmeyi sona saklamıştı çünkü biliyordu.. dayanamayacağını biliyordu.. ilk önce evin diğer odalarını dolaşıp dokunmalıydı, hissetmeliydi ki ayrıntıları gözden kaçırmasındı..
herşey olduğu gibi duruyordu.. sadece toz kaplamıştı heryeri ve geçen yılların o günlerin hatıralarını bulanıklaştırması gibi dokunulan heryerin parlamasıyla hatıralarda teker teker ışıldıyordu zihninde..
ilk anda giremedi o kapıdan içeri.. neler yaşamamıştı ki bu kapının ardında.. yıllar sonra buraya geleceğini hem de bu şekilde olacağını düşünebilir miydi.. elini kapıyı açmak için uzatmıştı ki duyduğu sesle heyecandan bacakları çözülmüştü.. bu ev hep bu heyecan çözülmeleriyle dolup taşmıyor muydu zaten yıllar öncesinde de..
arkasına dönüp bakamıyordu bir türlü.. kalakalmıştı kapının önünde.. ve birden o tanıdık sıcaklık belirmişti boynunda içten bir merhabayla.. nasılda özlemişti onu.. bu kadar uzun bir süre nasıl dayanmıştı onsuzluğa, sıcaksızlığına.. herşey ilk günkü gibiydi.. nasıl değişmemişti.. nasıl aynı kalabilmişti dokunuşları, öpüşleri, sevişmeleri.. kısa ayrılıklarındaki gibi birbirlerine merhabaları bile aynı olmuştu: beyazlar içinde.. hiç söze gerek yoktu zaten.. konuşmalarını sevişme anına saklamıştı.. ki bu delirtirdi onu.. onu delirttikçe o daha da delirir herşey akıl almaz bir zevk ve hızla birbirine karışırdı.. nefesler, inlemeler, çığlıklar, kahkahalar.. herşey silinirdi dünyalarından sadece bunlar ve terden bir olmuş vücutları kalırdı geriye..