16 Aralık 2007

tarçınlı düşler...

gitmek ve kalmak arasında bir yerlerdeyim..tırnak diplerim sızlıyor..artık, boynumu dik tutmak için taktığım boyunluk bile bir işe yaramıyor..saatler ilerledikçe sol tarafım daha da katılaşıyor gibi...

biraz önce kaşmir rüyasından hazırladım kendime..kaç günden beri tarçın aromalı şeyler yiyip içiyorum..halamın yolladığı tarçınlı şekerleri indiriyorum mideye bir yandan da..ama artık eskisi gibi tarçınını bol koymuyorlar galiba..yazık..

kaşmir rüyası da lipton'un yeni dökme çaylarından..lipton soft cashmere..hindistan'ın kaşmir bölgesinden ilham alınarak hazırlandığı yazıyor paketin üstünde..tarçın kabuğu ve gül yapraklarının enfes birleşimi..güzel bir aroması var cidden..iki yeni dökme çay daha var lipton'da..biri indian spice..tarçın, meyankökü gibi özel baharatlar ve lezzetli orman meyvelerinin gizemli aromaları saklıymış içinde..diğeri de russian earl grey..limon ve portakal kabuğuyla yoğun bergamot aromasının özel karşımı..bu ikisi de en kısa zamanda denenecekler doğal olarak..karamel aromalıdan sonra bu dökme çaylar favorilerim arasına girecek, kesin..

koca bir fincan kaşmir rüyasının yanına tabiki de cumadan kalma süper kekim..o da bol tarçınlı..ayrıca ceviz ve susamlı..gerçi biraz fazla tatlı olmuş ama yine de kıvamı güzel..pamuk gibi pamuk..

cuma günü dergilerimden, internetten istediğim gibi evdeki malzemelerle yapılabilecek bir tarçınlı kurabiye tarifi (gerçi nette kesin vardır ama fazla bakamadım) bulamayınca kek yapmaya karar verdim..aslında amaç ne kurabiye ne de kekti..sadece uğraştırıcı bir şey olsun ve biraz kafamı dağıtsındı..öyle de oldu; kısmen; yani uğraştırıcı kısmı..sol tarafın ağrısı ve boyunlukla herhangi bir karıştırıcı kullanmadan, tahta kaşıkla (tarifte bu konuda uyarı vardı) kek yapmak biraz yorucu ve uğraştırıcı oldu..neticeyi ben pek beğenmesem de yiyenlerin surat ifadeleri ve söyledikleri mutfaktaki başarılarıma bir yenisinin eklendiğini onaylar nitelikteydi..

peki, kekin yapılma amacı açısından bu süreç bir işe yaradı mı?..tabiki de hayır..her zamanki gibi düşüncelerden uzaklaşmak için çıkılan yol direkt düşüncelerin göbeğine çekti beni..

geçen haftasonunu anımsadım suratımda bir gülümsemeyle..yine aydın'a dört günlük bir çıkartma yapıldı aşşa saksonya kontumla..yine süper vakit geçirdik marquise ile..şatosunda bize enfes sofralar hazırladı..kraliçe iyo'yla da bol bol öpüştük koklaştık..içildi, eğlenildi, kendimizden geçildi..ve her zamanki gibi keyifli saatler, bir çeşit "jamais vu"...



tarçının o yakıcı kokusu mr. danubsky'le sevmek üzerine yaptığımız konuşmalara götürdü beni köprüler üzerinden geçirerek..sonra bir deli'nin notlarında beni de düşündüren bazı noktalardan bahsettiğini hatırladım; tam da bizim konuşmalardan kısa bir süre sonrasında dökülmüş kelimeleri..sorduğu o soruyu ben de sormuştum danubsky'ye.."ne kadar daha farklı olabilir ki?" demişti; "nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?" gibi cümlelerle devam etmişti konuşma..yine saatler süren bir konuşmaydı..yine kafam karıştı birçok defa..yine kafamı karıştırdı keyifli kahkahalarıyla..tekrar tekrar sevdiğimi farkettim kafamın karışmasını; kafamı karıştırmasını, kahkahalarını, onu...

2 Aralık 2007

bir acı ajitasyonun anatomisi...


Çarşamba sabahı başlayıp da kas gevşeticilere, ağrı kesici haplara ve iğnelere rağmen sadece şiddetinde biraz azalma olan, aksine gitgide sol kolumu ve omzumu da içine alan, ayrıca sol kürek kemiğime şu an milimini tam olarak veremiyeceğim ama fazla ince olmayan bir inşaat demirinin ileri geri oynatılması suretiyle beynimde, boynumda ve sol dirseğimde kısa devreler oluyormuş hissini veren, boynumu ve sırtımı dik tutmamı engelleyen, hareketlerimi estetik öğelerden yoksun tıpkı Quasimodo edasıyla sergilemeyi bırakın, çoğu zaman oturmama bile müsade etmeyip sadece sağ tarafımın üstüne yattığım zaman biraz hafiflediği için sağ omzumun da geçici sürelerle felç olmasına ve oldukça rahatsızlık verici bir boyunluk takmama sebep olan ağrımın tek güzel yanı, uzun zamandır onları dört gözle okumamı bekleyen kitaplarımı ve seyretmemi bekleyen dvdlerimi afiyetle sindirmiş olmamdır.

Yaşasın fibromiyalji!!!