30 Haziran 2006

yol problemi mi ya da problem mi...





A ve B şehirlerinden V km/sa hızla birbirlerine doğru ilerlemekte olan iki araç..ne zaman nerede karşılaşacakları şu an için belli değil..karşılaşabilecekleri de..aslında birbirlerine doğru hareket ettikleri de meçhul..aradaki X km ise koca bir boşluk..t'yi soracak olursan akrebin mi yelkovanı yoksa yelkovanın mı akrebi kovaladığını düşünmekte..

25 Haziran 2006

oralar buralar



uzun zamandır buralardayım çok yakında oralara gidicem daha sonra kimbilir nerelere..
oralar hep buralar olacak..
bazende buralar oralar..
buralarda cebelleşirken hep oralarda olmayı istiycem,düşliycem..
oralar buralar olduğu zamanda buralar olan oraları..
hep oralar buralar arasında gidicem gelicem..
gelicem gidicem..
bazen de kaybolucam,kimbilir..
hep oralar uzak olucak ama bi o kadar da yakın..
belkide..

19 Haziran 2006

anladım...

koca bir boşluk varmış içimde..dolunca anladım büyüklüğünü..dolu dolu anladım boşalınca..doluyla boşu anladım..doluyla boşun farkını anladım..ne demek olduğunu...........
birde vapurlardan iniş zamanını niye sevdiğimi.........

9 Haziran 2006

sonuç...

gökyüzü..
ben..
serin..
benim gibi..
kararsız..
yağsak mı yağmasak mı..
yürüyorum..düşünüyorum..
yürüyorum..düşünüyorum..
yürüyorum..düşünüyorum..
düşünüyorum..yürüyorum..
düşünüyorum..yürüyorum..
düşünüyorum..yürüyorum.................
sonuç..???

8 Haziran 2006

yok gibi..

şaraplar alınır..evin yolu tutulur..balkon hazırlanır..şişeler kadehler vs..hava serin omuzda şal..sıcacık..fonda hafif hafif şarkılar..sonra şimşekler yağmur..boşaltır döker içini..gökyüzü döküldükçe dökülür herkes..karşılıklı..sonra alakasız üst kat balkona laf atmalar..3-4 cümleden sonra kadehlerle yukarıda kapının önünde bulmalar..ev dolu boş yer yok..kurulunur bi köşeye katılınır muhabbete..çok alakasız..büyük çoğunluk birbirini o gece tanımış..yeni..kimi alakalı kimi alakasız anlamsız komik kopuk muhabbetler zinciri..40 yıllık muhabbetler..sonra yatak..sıcacık..içine gömülesi..güzel bi uyku..başlar mı..başlar..ama başlar başlamaz biter mi..biter..dayanılmaz olur artık..dalar düşüncelerle birlikte uykuya sarılarak..sonra..son anda görülen rüya..neler anlatır..ama hatırlanmaz..

7 Haziran 2006

Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?

"hayyam-bütün dörtlükler"

6 Haziran 2006

like a feather...

...tek yol vardı. ve bu yol ne kadar genişleyebilirdi? bilmiyordu. hatta bilmek istemiyordu. peki kıvrımlara nasıl ulaşacaktı? birden durdu. koltuğun içine gömüldükçe gömüldü. küçüldükçe küçüldü. yine birden durdu ve o kadar küçülmüştü ki hafif bir esintiyle koltuktan salınarak havalandı; bir beyaz tüy gibi.. havada salınarak uçuyordu. başka yerlerden, başka başka zamanlardan gelen hafif esintiler yere düşmesine engel oluyordu.

o, o kadar küçüktü, zaman o kadar büyüktü ki yere vardığı noktaya gelene kadar günler geçti sandı.

tüy gibiydi ya, uçabiliyordu ya bundan başka bir mutluluk yoktu onun için o an. yere varabileceğini, durabileceğini hiç düşünmüyordu. sadece uçuyordu. ötesi yoktu. tıpkı mutlu, beyaz bir tüy gibi...

30 Mayıs 2006

alternatif şikayetler kutusu...


çok sancım var..doğum yakın galiba..

astım krizim..nefes alamıyorum..ilacım çok uzak..yetişemiyorum..

çok kahve içtim galiba..çarpıntım geçmek bilmiyo..felaket..

tansiyonum da düşüyo bazen..gözlerim kararıyo arada..sersemliyorum..

menopoza girdim galiba..elimde yelpaze..sıcak basıyo..soğuk soğuk ter döküyorum..

midem çok kötü..canım hiç bişey istemiyo..yiyemiyorum da zaten..

26 Mayıs 2006

nefret ediyorum...

bi insanın kendinden nefret etmesini nasıl sağlarsınız..ya da bunu niye yaparsınız..ne yapmıştır ki size o, onu bu kadar incitecek..ya da diğerinin hayatı boyu taşıyacağı bu yarayı niye açar ki insanoğlu denen yaratık müsveddesi..bu kadar mı iğrençleşilir..bu kadar mı düşülebilir..ve niye, neden, nasıl haklı gösterilebilir beyaz 21x27.9 luk bir alanda..

bir kabus mudur bu yoksa bir yap-boz gibi parçaları bulundukça büyüyen, derinleşen gebertici bir çocuk oyunu mu arka bahçelerde oynanan..

22 Mayıs 2006

birden uyandı.hep bakındı.nasıldı hiç sormadı.kıvrım kıvrımdı.öylece kalakaldı.hep boştu, hiç yoktu.derinlerde sığındı.anlamsızca yıkandı.hep de böyle bilindi...

17 Mayıs 2006

..?

Olasılık, şartı sağlayan durum sayısının toplam durum sayısına bölümü ise cennetin dibi nerede..? peki ya fareli köyün kavalcısı niye Orpheliğe soyunmuştur..? niye Diyad bir çizgidir, dişildir, doğurgandır, pasiftir de ; Monad noktadır, erildir ve aktiftir..? madem insan herşeyin ölçüsüyse duyu organlarımızın yanıltıcı olmasının sebebi ne..? hareket varsa boşluk yokmuş; peki bendeki bu koca boşluk ne..? boşluk varsa hareket yokmuş ; peki bendeki bu hareketlilik ne..?

16 Mayıs 2006

bir de Yeni Rakı yanında..



eski fotoğraflar nasıl güzel kokarlar..



bugün hep bu fotoda olmak istedim..şimdiki halimle boş sandelyeye oturup onlarla birlikte gülmek,eğlenmek ve o Yeni Rakı'yı yudumlamak istedim..Özcan amcam'da bordo akordeonuyla yine bize eşlik etsin istedim..biz ona eşlik edelim istedim..yine güzel fotoğraflar çeksin istedim..

o zaman bi kadeh içelim..güzelleşelim..

15 Mayıs 2006

çınarlar..







süperler..
ne hikayeler var onlarda..
kulağını daya buraya sana neler fısıldarlar kimbilir..






yüzyıllık çınarların gökyüzüne uzanışını seyrederken karşılaştım bu iki sincapla..
onlar beni seyretti ben onları..
birazcık da muhabbet ettik havadan sudan..






bunlarda onlarcasını savurdum havaya olanca nefesimle..
tabi ilaçlarla birazcık olsun dinen alerjim bu haftasonu bunların da sayesinde tavan yaptı :)
ama olsun değerdi...



















burası çocukluğumun bir kısmının geçtiği bahçemizin içler acısı son hali..süper imar planları sayesinde otoyol olacak..artık bayramlarda bütün sülalenin toplanıp da, çardağının altında süper eğlenceli vakit geçireceği bir bahçemiz kalmadı..çocuklarım ya da yeğenlerim benim gibi havuzunda yüzme öğrenemicekler..çamurda anlamsız heykelcikler yapamıcaklar..dalından meyveleri kendileri toplayıp ağaç üstünde keyif yapamıcaklar..soora ağaçtan inemeyip yardımda gelmeyince saatlerce ağaç tepesinde vakit geçirmek zorunda kalamıcaklar..böceklerden örümceklerden tırsmalarına rağmen kuzenlerinin peşine takılıp evin çatı aralarında iki büklüm dolanamıcaklar..üst kata çıkıp evin tabanındaki tahtanın boşluklarından,aşağıdaki mutfakta bişiler pişirmeye çalışan annelerini korkutmak için topladıkları böcekleri atamıcaklar..geceleri o evde kalabilmek için anne ve babalarına saatlerce yalvarmak zorunda kalmıcaklar..gece kalındığında da büyük kuzenlerinden civardaki yerlerle ilgili anlatılan ürpertici hikayeleri dinleyemicekler.. vesaire micekler vesaire mıcaklar..micekler..mıcaklar..

9 Mayıs 2006




iki tarafı da kullanılabilen yağmurluklar gibi hissediyorum kendimi, çoook uzun zamandır.neresi olduğunu kavrayamıyorum..nerede olduğumu..içerde mi kayboluyorum yoksa dışarda mı hapsoldum..
o yüzden de ve ayrıca bu arada da türker armaner e saygılar..

8 Mayıs 2006

bir insanın acıma duygusu ne kadar gelişmiş olabilir hiç düşünen var mıdır acaba? ya da bu duygunun gelişmişliği midir yoksa bir obsesiflik durumu mudur? çevrendeki insanlara, tanıdıklarına, sevdiklerine hatta alakasız insanlara acımanın hat safhada olduğu bir takıntı şekli var mıdır? ama asla ve asla kendine acımayacaksın...sadece ve sadece etrafındaki insanlara ve limit yok, sınırsız bir acıma..kendine ise tam tersi..hiç acıma yok..gramın trilyonda biri kadar bile..bir de bu acıma aşağılama, hor görme tadında da değil..sadece saflık ve iyilikten gibi bir şey...
başkalarına acıyarak onları rahat ettirmek için çabalayan, bu sebepten hayatını ve sağlığını mahvedecek seviyeye gelmiş biri ve otoritesini kurabilmek için onun bu zaafından yararlanarak kendine acıyan bir insanın kendini acındırma tripleri..iki insan..ortak noktaları sadece acımak olan iki insan..biri acıyan, diğeri acınan..acınası çığlıklar içinde bir şeyler yapmaya çalışan ve kendine acıyarak acındırmaya çalışan.. cidden acınası iki hayat..birbiriyle alakasız, birbirinden bağımsız ama bir o kadarda birbiriyle alakalı ve birbirine bağımlı..

4 Mayıs 2006

Yakışıklı prens gerçekten de bir kurbağa. Ve güzel prensesin nefesi pis kokuyor.