24 Şubat 2010

şöyle uzatalım ayakları doğuya doğru..


yine bir j. d. salinger bitti ve ben yine bir tuhaf oldum..j.d. salinger'in bendeki etkisi "tuhaf" ama bu "tuhaf"ı nasıl anlatabilirim hiç bilmiyorum..en azından olumsuz bir his ya da etki değil onu söyleyebilirim, aksine kendimi acayip hafiflemiş hissediyorum..sadece bittiği için biraz hüzün mevcut..belki şöyle de tarif edebilirim; yolda hızla giderken kasislerden geçmek gibi..ya da geçen sene belki daha da önce izlediğim ve izini kaybettiğim anime gibi..izledikten sonra ismi ve cismiyle ilgili herhangi bir not almadığım için sadece seyrettiğimle kaldım ve zaman zaman animeden gözümün önüne gelen görüntü ve ufak tefek bilgiler ışığı doğrultusunda geçen aylardan birinde filmin adını sanını bulabildim..biraz geç oldu ama ne demişler geç olsun güç olmasın..

TEKKONKINKREET...

kuro(black) ve shiro(white), "hazine şehri"nde yaşayan iki öksüz çocuktur.."kediler" olarak bilinen bu iki çocuk, yabancı girişimcilerin ortaya çıkması ve "hazine şehri"ni yıkıp yerine bir eğlence parkı kurmak istemeleri sonucunda şimdiye kadarki en büyük rakipleri ve yakuzalarla karşı karşıya kalır. Artık şehrin kaderi yıkıcı olan kuro ve nazik olan shiro’nun, kuro’yu kendi karanlık doğasından korumasına ve kurtarmasına kalmıştır.

Taiyō Matsumoto’nun "Tekkon Kinkurito" nun mangasından uyarlanan, Studio 4°C ve Japonya’da yaşayan ve çalışan Michael Arias’ın direktörlüğünde gerçekleşmiş.

kısacası, fazla lafa gerek yok..

salinger sonrası tekkonkinkreet ve dumanı üstünde, mis gibi sumatra..

Hiç yorum yok: